Histamin İntoleransı ve Düşük Histaminli Diyet – Kronik Spontan Ürtiker İlişkisi

Çeşitli yiyecek türlerinde bulunan biyoaktif aminler (histamin vb.), potansiyel sağlık riski oluşturan düşük moleküler ağırlıklı organik bazlar olarak tanımlanır. Bu nedenle, günümüzde gıdalardaki amin seviyelerinin bilinmesi, gıda güvenliği ve hasta bakımı açısından önemlidir. Gıdalardaki biyojenik aminlerin içeriği hakkındaki bilgilendirme gerekli tüm hastalara yapılmalıdır.  Biyojenik aminler gıdalarda genellikle düşük konsantrasyonlarda bulunur ve bazı durumlarda taze gıdalarda tespit edilmez (10 µg/g’ın altında). Ancak balık, et, yumurta, peynir ve bazı fermente gıdalar gibi hayvansal kaynaklı gıdalarda kimyasal zehirlenmeye neden olabilecek kadar yüksek konsantrasyonlarda (50 µg/g’ın üzerinde) bulunabilirler (1).

Düşük histaminli diyetler, esas olarak azalmış diamin oksidaz (DAO) aktivitesi nedeniyle plazma seviyelerini artıran bir histamin homeostaz bozukluğu olan, histamin intoleransının semptomlarını azaltmak için kullanılmaktadır. Bu histamin homeostaz bozukluğu, ilaç veya besin alımıyla genetik olarak DAO eksikliği olan bireylerde görülebilir. Bu nedenle bazı kişilerde düşük miktarlarda histamin alımı bile ciddi alerjik reaksiyonlara sebep olabilir. Bu diyetler, hastaların semptomatolojinin başlangıcıyla ilişkilendirdiği, çoğu bitkisel kökenli yiyecekleri hariç tutar. Önemli düzeylerde histamin içeren bitkisel kökenli gıdalar, -her birinin içeriği büyük bir değişkenlik göstermekle birlikte- patlıcan, ıspanak, domates ve avokadodur. Ek olarak, bazı gıdalarda bulunan yüksek spermidin içerikleri de bu diyetlerde dikkate alınmalıdır. Bunlar, daha düşük afinite ile de olsa DAO tarafından metabolize edilebilir. Biyojenik amin alımını azaltmak için haşlanmış veya maksimum tazeliğe sahip bitkisel kaynaklı gıdaların tüketilmesi tavsiye edilir (2). Gıdalarda bulunan en önemli biyojenik aminler şunlardır: histamin, tiramin, triptamin, fenetilamin ve kadaverin; bunların sentezi sırasıyla öncü amino asitleri olan histidin, tirozin, triptofan, fenilalanin ve lizin dekarboksilasyonu ile gerçekleşir (1). Yapılan bir çalışma, sıklıkla hayvansal gıdaların elimine edildiği bu diyette bitkisel kökenli biyojenik aminlerin önemini araştırmıştır.

Sebze ve baklagil grubu besinler ele alındığında; önemli düzeylerde histamin içerdiği tespit edilen ürünlerin patlıcan, ıspanak ve domates olduğu bulunmuştur. Ayrıca, bunların her birinin içerik bakımından hem aynı çalışmada alınan örneklerle hem de farklı çalışmalarda yer alan değerlerle aralarında büyük bir değişkenlik olduğu görülmüştür. Histamin değerleri patlıcanda 4,2 ila 100,6 mg / kg, ıspanakta 9,5 ila 69,7 mg / kg, domateste 0 ila 17,1 mg / kg arasında değişmektedir. Kuşkonmaz, kabak ve pazı da histamin sadece birkaç örnekte ve çok düşük seviyelerde (<2 mg / kg) bulunmuştur. Tiramin, histaminden daha fazla gıdada bulunur (ancak daha düşük konsantrasyonlarda) hiçbir durumda 10 mg / kg’ı geçmez. Histamin içeren yiyeceklerin ayrıca tiramin (patlıcan, domates, ıspanak, pazı ve kuşkonmaz) içerdiği de unutulmamalıdır. Pütresin içeriği ise -gıdalar arasında ve bazen aynı ürün içinde bile büyük ölçüde farklılık gösterse de- incelenen tüm sebze ve baklagillerde tespit edilmiştir. Çoğu sebzede ve baklagillerde ortalama değerler 1 ile 25 mg / kg arasında değişmektedir. Bununla birlikte bazı yeşil biber, patlıcan, tatlı mısır, yeşil ve mor fasulye, ıspanak, ketçap, soya fasulyesi ve bezelye örnekleri  200 mg / kg’ı aşan çarpıcı derecede yüksek içeriğe sahip bulunmuştur. Kadaverin, tiramin gibi, az sayıda sebze ve baklagillerde ve nispeten düşük konsantrasyonlarda, hiçbir durumda 8 mg / kg’ı aşmayan ortalama değerler ile tanımlanmıştır. Nishimura ve ark. tarafından bildirilen değerler soğan (29 mg / kg) ve tofu (18 mg / kg) içindeki miktarlar bir istisnadır (2).

Meyveler ve yemişler incelendiğinde; avokado ve kivi ile greyfurt, portakal ve ananas suları, bu kategoride histamin varlığının rapor edildiği ürünlerdir, ancak bu tüm çalışmalarda gösterilememiştir. Preti ve arkadaşları tarafından yapılan bir çalışmada greyfurt, portakal ve ananas sularında histamin varlığının, bu amin orijinal taze meyvede bulunmadığı için işleme veya saklama sırasında hijyenik kalite eksikliğinden kaynaklandığı sonucuna varmıştır. Benzer şekilde, çok az meyvenin tiramin içerdiği ve seviyelerin her zaman düşük olduğu görülmüştür. Avokado ve erik, bu amin içeriği ile öne çıksa da, hiçbir durumda 7 mg / kg’ı geçmemiştir. Pütresin ise hemen hemen tüm meyve ve kuruyemişlerde bulunmasına karşın en yüksek seviyeleri portakal, portakal suyu, mandalina, greyfurt, greyfurt suyu, muz, çarkıfelek meyvesi ve fıstıkta bulunur. Bu aminin narenciye ve sularında bulunan içerik aralığı 0 ila 200 mg / kg’a kadar değişen çok geniş bir aralıktır. Bu değişkenlik için önerilen açıklamalar, farklı kökenler, yetiştirme, taşıma ve saklama koşullarını içermektedir. Dikkate değer kadaverin içeriğine sahip olan meyveler, muz ve ayçiçeği tohumları olmuştur.

Tahıl grubu ele alındığında bu gıdalarda fizyolojik bir kökene sahip olan pütresin dışında aminlerin bulunmadığı belirtilmiştir. Tek göze çarpan kaynak, soya fasulyesi filizleri gibi, pütresin ve poliaminlerin önemli bir rol oynadığı yüksek hücre bölünmesi oranına sahip buğday tohumudur. Beyaz ekmekte, sadece bir çalışmada ve iki örneğin analizinde, düşük kadaverin içeriği bildirilmiştir (2).

Gıdaların büyük çoğunluğunda histamin ve diğer biyojenik aminlerin varlığı tespit edilmiştir. Buna rağmen, mevcut referans kaynaklar homojen bir fikir birliğini yansıtmaz. Ayrıca, gıdalar arasındaki farklılıklar, diyetisyenlerin hastalara doğru bir şekilde tavsiyede bulunabilmesi için gıdaların amin içeriğini tahmin etmesini neredeyse imkansız kılar. Bu durum, hastaların hatalı veya yeterli ölçüde doğrulanmamış bilgi almasına yol açabilir ve eksik veya etkisiz tedavilere neden olabilir. Bu nedenle, histamin intoleransı, DAO eksikliği ve mast hücresi eksikliği olan hastalara histamin ve diğer amin içeren ürünlerin alımlarını sınırlamaları için talimat vermek makul bir öneri gibi görünse de böyle bir tavsiyeye uymak çeşitli nedenlerden ötürü oldukça zor olacaktır. İlk olarak, bir ürünün histamin veya diğer aminleri içerdiğini bilmek, içeriğinin doğru bir şekilde tahmin edilmesine izin vermez. İkinci olarak, içerik listeleri genellikle fast food ürünlerinde mevcut değildir, bu da aminlerin varlığını tanımlamayı zorlaştırır. Üçüncüsü, amin içermeyen ürünlerin belirlenmesi için daha fazla çaba gerekmektedir (1).

Düşük histaminli diyet sıklıkla alerjik bireylerde kullanılmaktadır. Günümüzde en çok etkisinin araştırıldığı durum kronik spontan ürtiker olmuştur. Yapılan bir çalışmada; kronik ürtikeri olan yirmi iki yetişkin hastaya 4 hafta boyunca yüksek miktarda histamin içeren yiyecekler yasaklanmıştır. Ürtikerin şiddet derecesi, ürtiker şiddet skoru (USS) ve ürtiker aktivite skoru (UAS) kullanılarak hastalar değerlendirilmiştir. Plazma histamin seviyeleri ve diamin oksidaz (DAO) aktivitesi belirlenmiş ve histaminsiz diyetten önce (başlangıç) ve sonra karşılaştırılmıştır. USS ve UAS skorlarının her biri histaminsiz diyetten önce ve sonra önemli farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Başlangıç ​​ile karşılaştırıldığında, histaminsiz diyetten sonra plazma histamin seviyesinde anlamlı bir azalma görülürken DAO aktivitesi histaminsiz diyetten sonra değişmemiştir. Çalışmanın sonucuna göre histaminsiz diyet kronik ürtiker üzerinde olumlu sonuçlar vermiştir. Kullanılan ilaçların sayısı azaltılamamış ve plazma DAO aktivitesi değişmemiş olsa bile, histaminsiz bir diyetin etkisiz olduğunun söylenemeyeceği çünkü, kişinin yaşam kalitesi ile bağlantılı olabilecek USS veya UAS değişikliğine yol açtığı çalışmada vurgulanmıştır. Bu nedenle, histamin içermeyen bir diyet, kronik ürtiker için uygulanabilir bir ek tedavi olarak düşünülebilir (3).

Bu ilişkiyi araştıran başka bir çalışmada ise gastrointestinal semptomların eşlik ettiği kronik ürtiker şikayeti olan hastalar çalışmaya dahil edilmiş olup en az 3 hafta boyunca düşük histaminli diyet uygulanmıştır. Tüm çalışma boyunca, ürtiker aktivite skoru (UAS) bir hastanın günlüğüne günlük olarak kaydedilmiş ve yaşam kalitesi, anketler doldurularak tarama, başlangıç ve diyet sonrası ziyaretler sırasında değerlendirilmiş, diamin oksidaz (DAO) aktivitesi ise eliminasyon diyetinden önce ve sonra ölçülmüştür. Çalışma sonucunda, düşük histaminli diyetin, gastrointestinal tutulumu olan kronik ürtikerli hastalarda semptomları azaltmak ve yaşam kalitesini artırmak için terapötik olarak yararlı, basit ve maliyetsiz bir araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır (Uygulanan düşük histaminli diyet tablo olarak verilmiştir-TABLO 1) (4). Yapılan başka bir klinik çalışmada diyet ile serum diamin oksidaz arasında pozitif bir ilişki saptanmıştır (5). Birçok çalışma düşük histaminli diyetin ürtiker ya da diğer alerjik semptomlar üstünde etkisi olduğunu savunmaktadır. Çalışmalar polikliniklerde bu semptomları ya da antihistaminik ilaç dozunu azaltmak için bu tedavinin 3-4 haftalık bir dönemde uygulanması gerektiği bilgisini vermektedir. Bu nedenle diyetisyenlerin hastaların beslenme öykülerine hakim olmaları ve düşük histaminli diyetin temel ilkelerini iyi bilmeleri önem arz etmektedir.

 

TABLO 1 : DÜŞÜK HİSTAMİNLİ DİYETTE ÖNERİLEN YİYECEKLER (4)
SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ ; süt, krema ve ekşi krema, tereyağlı süt, krem peynir, ekşi süt, lor peyniri ET VE YUMURTA ; yumurta, pişmiş jambon, iyileştirilmemiş sığır eti, dana eti, domuz eti, kuzu eti, tavuk
BALIK (TAZE YA DA TAZE DONDURULMUŞ) ; pisibalığı, kömür balığı, morina balığı, mezgit balığı, alabalık, hake, levrek SÜRÜLEBİLEN BESİNLER ; tereyağı, margarin, bal, ev yapımı reçel (sadece izin verilen meyveler)
TATLILAR VE ŞEKERLEMELER ; meyve damlaları, meyveli sakızlar, sakız, patlamış mısır TATLILAR; soğuk tatlı çorba, sütlaç, haşlanmış meyve *, şerbet ve dondurma, meyveli yoğurt veya lor peyniri *, vanilyalı muhallebi

* (sadece izin verilen meyveler)

MEYVELER ; çilek, ahududu, narenciye, muz, kivi, erik, papaya hariç her şey SEBZELER; domates, ıspanak, avokado, patlıcan hariç her türlü taze veya dondurulmuş sebze
GEVREKLER – PATATES – NOODLES ; ekmek ve hamur işleri, makarna, her türlü patates, gevrekler, tahıllar (pirinç, mısır, darı tohumu, karabuğday) İÇECEKLER; sodalı su, ev yapımı meyve ve sebze suları *

* (sadece izin verilen meyveler)

 

KAYNAKLAR :

  1. San Mauro Martin, I., Brachero, S., & Garicano Vilar, E. (2016). Histamine intolerance and dietary management: A complete review. Allergologia et Immunopathologia, 44(5), 475–483.doi:10.1016/j.aller.2016.04.015
  2. Sánchez-Pérez, Sònia et al. “Biogenic Amines in Plant-Origin Foods: Are They Frequently Underestimated in Low-Histamine Diets?.” Foods (Basel, Switzerland)vol. 7,12 205. 14 Dec. 2018, doi:10.3390/foods7120205
  3. Son, J. H., Chung, B. Y., Kim, H. O., & Park, C. W. (2018). A Histamine-Free Diet Is Helpful for Treatment of Adult Patients with Chronic Spontaneous Urticaria. Annals of Dermatology, 30(2), 164.doi:10.5021/ad.2018.30.2.164
  4. Wagner, N., Dirk, D., Peveling-Oberhag, A., Reese, I., Rady-Pizarro, U., Mitzel, H., & Staubach, P. (2016). A Popular myth – low-histamine diet improves chronic spontaneous urticaria – fact or fiction? Journal of the European Academy of Dermatology and Venereology, 31(4), 650–655.doi:10.1111/jdv.13966
  5. Lackner, S., Malcher, V., Enko, D., Mangge, H., Holasek, S. J., & Schnedl, W. J. (2018). Histamine-reduced diet and increase of serum diamine oxidase correlating to diet compliance in histamine intolerance. European Journal of Clinical Nutrition.doi:10.1038/s41430-018-0260-5

Yazar: Yasemin Öztürk

Editör: Kurtuluş Öztürk

 

Paylaşmak Güzeldir:

İlginizi Çekebilir