Gut Diyeti İle İlgili Notlar

Gut hastalarında uygulanan pürin kısıtlı diyetler, farmakolojik tedaviye yanıt vermeyen hastalar dışında nadiren gerekir. Bu tip diyetler idrarla 200-400 mg arası ürik asit atılımı sağlayabilse de serum ürat konsantrasyonları üzerindeki etkileri yaklaşık 1 mg/dL seviyesindedir (normal beslenme alışkanlıklarına kıyasla).

Diyetin sınırlı etkisi dahilinde konuşmak gerekirse birkaç başlık ön plana çıkmaktadır. Bunlardan biri pürinden zengin sebzeler ile alakalıdır. Geleneksel yaklaşım pürinden zengin gıdaları kısıtlama yönünde olsa da pürinden zengin sebzelerin (kuşkonmaz ve ıspanak gibi) gut atakları riskini arttırdığına dair bir veri yoktur. Toplam protein alımının da gut riski ile bir ilişkisi olmadığı görülmüştür. Ancak, gut hastalarında hayvansal kaynaklı pürin alımının (bitkisel kaynaklı pürine göre) atak riskini arttırdığı görülmüştür. Benzer şekilde, yüksek miktarda hayvansal gıda (özellikle yağlı etler) tüketenlerde de gut riskinin arttığını gösteren birçok çalışma bulunmaktadır. Burada ilginç bir nokta, az yağlı süt ürünü tüketiminin gut riskini azalttığı lakin gut hastası olanlarda hastalık şiddetini etkilemediği bilgisidir.

Bilinen bir diğer risk etmeni yüksek fruktoz ve sükroz alımıdır. Dolayısıyla meyve suyu başta olmak üzere şekerli içecek tüketimini sınırlamak son derece önemlidir. Burada, şekerli içecek tüketimi ile serum ürik asit konsantrasyonu arasındaki ilişki tam aydınlatılamamış olsa da birkaç olası seçenek mevcuttur. Bunlardan en önemlisi SLC2A9’un glikoz ve fruktoz taşınmasının dışında yüksek kapasiteli bir ürik asit taşıyıcısı olmasından ileri gelmektedir. Bir diğer seçenek hepatik fruktoz metabolizmasının ürat üretimini arttırıyor olmasıdır. Son olarak, özellikle yüksek BKI’li hastalarda fruktoz yüküne bağlı tübüler ürat düzenlenmesinde yaşanan sorunlar da bu sınıfta sayılabilir.

Omega-3 konusunda ise veriler biraz karışıktır. Bazı araştırmalar antiinflamatuar özelliklere sahip olduğu düşünülen omega-3 yağ asitlerinin gut hastalarındaki potansiyel faydasını desteklese de bazı araştırmalar net bir etki gözlemleyememiştir. 724 hastayı içeren dikkat çekici bir çalışmada atak öncesi süreçte omega-3’den zengin balık tüketiminin gut atağı riskini azalttığı görülürken tek başına omega-3 takviyesi kullanımının ise herhangi bir etkisi görülmemiştir. Yine de bu farkın balık tüketimi ile daha fazla omega-3 alınmasından kaynaklı olabileceği düşünülmüştür. Balık tüketilerek alınan yüksek doz omega-3 ise yüksek pürin alımı anlamına gelebileceğinden, omega-3 takviyesi kullanımının da tartışılması gerekebilir. Diğer yandan balık tüketiminin genel yararları risklerinden ağır bastığı için orta düzeyde bir balık tüketimi gut hastalarında önerilmektedir.

C vitamini kullanımı ürik asit seviyesini düşürücü bir etki gösterse de gut hastalarında klinik fayda yönünde bir kanıt bulunamamıştır. Uygun durumlarda, 500 mg’ı geçmeyen dozlarda C vitamini kullanımı düşünülebilir lakin fayda sağlama olasılığının düşük olduğu unutulmamalıdır. Daha yüksek dozların güvenliği ise tartışmalıdır.

2016 yılında yapılan bir metaanaliz, kahve tüketiminin gut riskini azaltabileceğini göstermesine karşın yapılan araştırma sayısının oldukça sınırlı olduğunu da vurgulamıştır. Diğer yandan gut hastalarında yapılan bir çalışmada ise günde >4 fincan kahve içenlerin serum ürik asit seviyeleri hiç içmeyenlere göre nispeten daha düşük çıkmıştır. Sonuç olarak, kahvenin gut hastalarındaki etkisi belirsiz olduğundan genel sağlık etkleri düşünülerek tüketilmesinde fayda vardır.

Kiraz tüketimi ile ilgili ise çok sayıda benzer olumlu veri vardır. 633 hastanın hastanın katıldığı bir çalışmada günde 1-2 porsiyon kiraz tüketiminin cinsiyetten ve BKI’den bağımsız olarak atak riskini azalttığı görülmüştür. Bununla birlikte, birincil veya tek tedavi olarak kullanılması kesinlikle önerilmemektedir.

Diyet lifi ve folat kullanımının faydası olabileceğine dair iddialar varsa da bu bağlamda bir kanıt oluşturulamamıştır.

Yazar: Kurtuluş Öztürk

Editör: Kurtuluş Öztürk

Paylaşmak Güzeldir:

İlginizi Çekebilir