Dr. Walter Willet ile Uzmanına Sor : Kolesterol

1980 yılından itibaren, Amerika Birleşik Devletleri Sağlık ve Sosyal Hizmetler Başkanlığı (HHS) ile Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanlığı (USDA), optimal sağlık için ne tüketilmesi gerektiğiyle ilgili tavsiyeler vermektedir. Bu bağlamda, her beş yılda bir yayımlanan ‘The Dietary Guidelines’ en güncel araştırmaların yansımasıdır.

Aralık 2014’te Diyet Kılavuzları Danışma Komitesi (DGAC), diyet kolesterolünün kişinin sağlık durumunu çok az etkilediğini öne sürerek “kolesterolün aşırı tüketim için endişe edici bir besin maddesi olarak kabul edilmediğini” söyleyen bir ön rapor yayımladı. DGAC’in nihai raporunu 2015 yılının sonuna kadar açıklamayacak olmasından ötürü (bu röportaj 25.02.2015 tarihinde yayımlanmıştır), diyet kolesterolü konusunda bazı açıklamalar alabilmek için Harvard T.H. Chan Halk Sağlığı Okulu’ndan Walter Willett ile görüştük.

  1. Kolesterol uzun zamandır tüketilmesi “kötü” bir şey olarak görülmüştür. Kılavuzların ilk baskısı bile “fazla doymuş yağ ve kolesterol tüketmenin çoğu insanda kan kolesterol seviyesini arttıracağını” söyleyerek çok fazla kolesterol içeren gıdalardan kaçınılmasını önermiştir. Peki bu öneri nasıl ortaya çıktı?

Kolesterolün kalp hastalıklarında majör bir faktör olduğu teorisi çok cazip olsa da sonunda anlaşıldı ki sorun aşırı basitleştirilmişti. Örneğin, yumurta tüketimi ile kalp hastalıkları arasındaki ilişkiyi destekleyen hiçbir kanıt yoktu.

  1. Bu durum; peynir, kırmızı et ve yumurta gibi kolesterolden zengin gıdaların boş yere kötülendiği anlamına mı geliyor, yoksa insanlar bunların tüketimini hala sınırlamalı mı? Gıdalarımızdaki kolesterol miktarını hala önemsemeli miyiz?

Bu gıdalardan bazılarının sınırlandırılması kesinlikle önemlidir ancak bu durum kolesterol içerdikleri için değildir. Örneğin, kümes hayvanları orta düzeyde kolesterol içerirler, balıklar da öyle. Diğer tüm hayvansal gıdalar gibi… Ne var ki kümes hayvanları ve balıklar nispeten daha sağlıklı gıdalar olarak görülmektedir ve balıklar bize esansiyel omega-3 yağ asitlerini sağlamaktadır. Yalnızca kolesterol gibi basit bir diyet faktörüne dikkat kesilmenin sorunu da budur. Kolesterol bize bir gıdanın genel sağlık etkisini gösteremez. Bu sebeple gıdanın kendisine daha fazla odaklanmamız gerekmektedir.

  1. Diyet kolesterolü kan kolesterol seviyesini arttırmıyorsa bile diğer gıdaların -rafine karbonhidratlar gibi- bu seviyeyi yükseltebilmesi mümkün müdür?

Diyet kolesterolü kan kolesterol seviyelerini fazla yükseltmez. Bu hiç etkisi olmadığı anlamına değil küçük bir etkisi olduğu anlamına gelmektedir. Kandaki hem iyi hem de kötü kolesterol seviyesini yükseltebilir ki bu, durumu iyice karmaşık hale getirir. Bu yüzden yalnız kolesterole değil gıdanın tamamına bakmak gerekmektedir.

Kan kolesterol seviyesini arttıran temel faktör ise diyetteki doymuş yağ miktarıdır ve bu diyet kolesterolünden daha büyük bir etkiye sahiptir. Diğer yandan, diyetin kötü kolesterol seviyesini düşürebilme kabiliyeti de vardır. Örneğin, doymamış yağ ve lif kan kolesterol seviyelerini azaltabilir. Rafine karbonhidratların ise kötü kolesterol üzerinde büyük bir etkisi yoktur ancak iyi kolesterolü düşürebilirler. Tabii diyetin kan kolesterolüne etki edebilecek farklı ögeleri de vardır, hem iyi hem de kötü olarak.

  1. ”Sağlıklı” bir seçenek olduğunu düşünerek yağ ve kolesterol içermeyen yumurta ikamesi tüketen insanlara, gerçek yumurtaya geri dönmelerini tavsiye eder misiniz?

Çoğu insan için sarısı olsun ya da olmasın yumurta tüketmek muhtemelen önemli bir fark yaratmaz. Ancak diyabetik olanlar için bir uyarıda bulunmakta fayda var. Yapılan çalışmalarda, fazla yumurta tüketiminin kalp hastalığı riskini arttırdığını gördüğümüz için diyabetik hastalarda yumurta tüketimini ve kolesterol alımını sınırlandırmayı öneriyoruz. Diyabetiklerde olduğu gibi daha hassas başka grupların olup olmadığı konusu ise şimdilik belirsiz görünüyor.

  1. Beslenme ile ilgili mesajların zamanla değiştiği gibi -örneğin belirli yağ tiplerinin sağlıklı yanları fark edilmeden önce yağlar kötü olarak kabul edilirdi- şimdi kolesterol ile ilgili mesajların da değiştiğini görüyoruz. Peki halkın, diyet önerilerinde görülen bu değişikliklerden ne çıkarması gerekir? Diğer yandan, New York Times’da yayımlanan “Hükümetin Kötü Diyet Önerileri” adlı makaleye yanıt olarak ne söylemek istersiniz?

Diyet önerilerini yalnız tahminlere ya da inançlara dayanarak yapamayız. Önemli nokta, bunun için mümkün olan en iyi kanıtların bulunması gerektiğidir. Hem yumurta konusuna hem de toplam yağ konusuna neredeyse doğrudan hiçbir kanıt olmadan başlamıştık. Kanıtlar geldiğinde -diğer faktörler ayarladıktan sonra bile- daha fazla yumurta tüketen kişilerin kalp hastalığı riskinin artmadığı ve diyetteki toplam yağın kalp hastalığı ya da kanser riski ile ilişkili olmadığı görüldü.  Yapılan uzun süreli çalışmalar bunların önemli faktörler olmadığını göstermiş ve diyet önerilerinin değişmesine izin vermiştir. Gerçekten de 35 yıl önce çok az doğrudan kanıta sahiptik. Kılavuzları ise tahminlere, çok küçük dolaylı kanıtlara ve kısa süreli çalışmalara dayandırıyorduk.

Az yağlı diyet önerilerini kaldıran yeni ‘Diyet Kılavuzu’ rapor ile alakalı New York Times’da yer alan makalede birçok sorun var. Yazar söz konusu araştırmayı ya gerçekten okumamış ya da anlamamış görünüyor. Yazar, karbonhidratların arttırılmasına dönük öneriler için epidemiyolojik çalışmaları sorumlu tutsa da gerçek bunun tersidir. Aslında toplam yağ alımındaki kısıtlamayı ortadan kaldırarak değişikliğe yol açan şey bu çalışmalardır. Yazının devamında ise bu sonucu destekleyecek bir kanıt olmamasına ve çok az randomize çalışma bulunmasına rağmen daha fazla kırmızı et ve yüksek yağlı süt ürünü tüketmemiz gerektiğine dair önerilerde bulunuyor.

New York Times’da yer alan makalenin bir diğer iddiası ise diyet ve sağlık hakkında bilgi edinebilmek için yalnızca klinik çalışmalara güvenebileceğimizdi. Teorik olarak tüm bu soruları yanıtlamak için klinik çalışmalar yapmak isteyebiliriz. Ama diyetin uzun vadeli etkilerini irdeleyen konularla alakalı -kalp hastalığı ya da kanser üzerindeki etkileri gibi- uzun yıllar süren çalışmalar çoğunlukla başarısız olmuştur. Çünkü insanları uzun yıllar boyunca belirli diyetlere bağlı tutmak çok zordur. Dolayısıyla, teorik olarak mükemmel bir çalışma pek mümkün görünmediği için çeşitli kanıtların bir tür kombinasyonunu kullanmak zorundayız. Çoğu soruyu yanıtlamak için en iyi kanıt; uzun yıllar boyunca katılımcıların beslenme alışkanlıklarını ve hastalık oluşumlarını izleyen büyük kohort çalışmaları ile, az sayıda katılımcıya verilen farklı diyetlerin kan basıncı ve kolesterol gibi değişkenlere olan etkisini araştıran kısa süreli çalışmaların, kombinasyonundan gelecektir. Bu kanıt kombinasyonu, trans yağın ve gazlı içeceklerin risk faktörleri olarak tanımlanmasında başarılı olmuş, toplam yağ ve kolesterolü major risk faktörü olmaktan çıkarmış ayrıca, vücut ağırlığı ve fiziksel aktivite ile ilgili rehberlerin temelini oluşturmuştur.

Çevirmen: Kurtuluş Öztürk

 

Kaynaklar

  1. https://www.hsph.harvard.edu/nutritionsource/2015/02/25/ask-the-expert-with-dr-walter-willett-cholesterol/
Paylaşmak Güzeldir:

İlginizi Çekebilir