Likopenin Kardiyovasküler Risk Faktörleri Üzerine Etkisi

Kardiyovasküler hastalıklar, dünya çapında morbidite ve mortalitenin en önde gelen sebebidir. Bu hastalıklar için bilinen risk faktörleri arasında; dislipidemi, hipertansiyon, insülin direnci ve tip 2 diyabet bulunmaktadır. Diyet ise kardiyovasküler hastalıklar için değiştirilebilir bir risk faktörü olarak ön plana çıkmaktadır. Daha fazla tekli veya çoklu doymamış yağ asidi almak ve daha fazla lif almak kardiyovasküler riskleri azaltırken daha fazla doymuş yağ almak, daha fazla tuz ve basit şeker almak ise kardiyovasküler riskleri arttırmaktadır. Bu bağlamda ön plana çıkan Akdeniz diyetinin kardiyovasküler hastalıklara karşı koruyucu etkisi PREDIMED çalışmasında olduğu gibi defalarca gösterilmiştir.

Akdeniz diyetinin birçok bileşeni kardiyovasküler açıdan fayda sağlamakla birlikte daha fazla sebze tüketimini teşvik etmesi ön plana çıkan faktörlerden biridir. Burada özel bir bileşeni irdelemek gerekirse, domateste ya da kırmızı renkli sebzelerde doğal olarak bulunan bir karotenoid olan likopene odaklanabiliriz. Likopen, yüksek antioksidan kapasitesi ile vücudu oksidatif strese karşı korurken plazma LDL kolesterolüne bağlanarak lipit peroksidasyonu üzerinden ateroskleroza karşı da koruma sağlar ve endotel fonksiyonunu geliştirir. Bilinen bu faydalara rağmen likopenin kardiyovasküler hastalık riski üzerine olan etkisini değerlendirmek için sistematik derlemelere ve meta-analizlere ihtiyaç vardır. Tierney ve arkadaşları tarafından yapılan meta-analiz ise tam olarak bu gerekçe ile tasarlanmıştır. Hem diyet likopen alımının hem de likopen takviyesi kullanımının değerlendirildiği çalışmaları meta-analize dahil ederek bunların kan basıncı ve kan yağları üzerindeki etkilerini analiz etmişlerdir.

Yapılan analiz sonunda, likopen müdahalesinin etkisi şu şekilde görülmüştür:

  • Kan basıncı -> fark anlamlı değil
  • Total kolesterol -> fark anlamlı değil
  • LDL kolesterol -> fark anlamlı değil
  • HDL kolesterol -> fark anlamlı değil
  • Trigliserit -> fark anlamlı değil

Likopen müdahalesi, kan basıncı ve kan yağları konusunda olumlu yönde anlamlı bir fark yaratmamıştır. Buna rağmen incelemeye alınan çalışmalarda likopenin veriliş şekliyle ilgili çok büyük bir heterojenlik olduğu da unutulmamalıdır. Ayrıca, alınan likopen dozu 1,44  mg ile 75 mg gibi oldukça geniş bir aralıkta değişmiştir. Diğer yandan, 30 dakika ile 6 ay arasında değişen etki süresi ise optimal seviyeleri belirlemeyi iyice zorlaştırmıştır. Gıdaların içinde bulunan diğer biyoaktif bileşenlerin etkilerini likopenden ayırabilme zorluğu da cabasıdır.

Yapılan bazı araştırmalar likopen takviyelerinin özellikle sistolik kan basıncı ve trigliserit seviyeleri üzerine olumlu etkileri olduğunu göstermektedir. Yine de bu sonucun ciddi olarak değerlendirilebilmesi için daha homojen gruplara, daha belirgin dozlara ve daha ciddi takip sürelerine ihtiyaç vardır. Kişinin günlük diyetinde aldığı likopen miktarı ve bunun biyoyararlanım üzerine olan etkisi ise ciddi bir zorluk olarak kalacaktır.

Araştırmacılar, meta-analiz sonucuna rağmen konuyla ilgili hayvan deneylerine atıf yaparak ve eldeki daha homojen verileri hatırlatarak likopenin doza bağlı potansiyel olumlu bir etkisinin olabileceğini söylemektedir. Buna rağmen, eldeki verilerin yetersizliğinden kaynaklı terapötik bir dozun önerilemeyeceği de belirtilmiştir. Yine de bilinen faydalarından ötürü, likopenin sağlıklı bir diyetle alımının teşvik edilmesi gerektiği de vurgulanmıştır.

Çevirmen: Kurtuluş Öztürk

Editör: Kurtuluş Öztürk

 

Kaynak: Advances in Nutrition

 

Paylaşmak Güzeldir:

İlginizi Çekebilir