DİYABETİKLERDE DÜŞÜK KARBONHİDRATLI DİYET KULLANIMINA DAİR DIABETES CANADA VE SACN AÇIKLAMALARI

Diyabetik Yetişkinlerde Düşük Karbonhidratlı Diyetlere Dair Diabetes Canada Açıklaması: Hızlı Bir İnceleme

 

Amaç ve Arka Plan

Karbonhidratlar (CHO), nişasta, şeker ve lif formunda bulunan biyomoleküllerdir. Kanıtlar gösteriyor ki, aşırı kalori alımının ve rafine karbonhidratların fazla tüketiminin obezite ve Tip 2 diyabet hastalığının başlıca etkenleri olduğu; obezitenin ise Tip 1 diyabetli bireyleri olumsuz etkilediğini göstermektedir. Kanada’da Diyabetin Önlenmesi ve Yönetimi için Diabetes Canada 2018 Klinik Uygulama Kılavuzları (CPG), bireysel tercihlere ve tedavi hedeflerine bağlı çeşitli diyet modeliyle daha sağlıklı bir vücut ağırlığına ulaşmak ve bunu sürdürmek için beslenme açısından dengeli, kalorisi azaltılmış diyetlerin önemini vurgulamaktadır. Makro besin dağılımına dair spesifik kanıtların eksikliğinde, ‘Diabetes Canada’ önerileri, genel popülasyon için ‘Health Canada’ önerileriyle uyumludur (toplam enerjinin %45-60’ı CHO).

Diabetes Canada’nın önerisi (%45-60 CHO), diyabetli bireylerin bu düzeyin altındaki beslenme düzeni tercihlerini veya sağlık hizmetine erişim kısıtlamalarını uygun bulmamaktadır. Daha ziyade, Tip 2 diyabetli yetişkinler için herhangi bir diyet modelinin üstünlüğüne dair ikna edici kanıtların bulunmadığını, ancak Tip 1 diyabetli bireyler için küçük-kısa süreli çalışmalar, düşük karbonhidratlı diyetlerin bir seçenek olabileceğini göstermiştir.

Son literatür incelemesinin tamamlanmasından itibaren (15 Eylül 2017), Diabetes Australia, Diabetes UK ve American Diabetes Association gibi kuruluşlar, European Association for the Study of Diabetes ile birlikte, diyabetli bireyler için daha düşük karbonhidrat seviyelerine ilişkin açıklama ve öneriler geliştirmişlerdir. Sonucunda birkaç tutarlı temaya ulaşılmıştır. Hepsi, düşük karbonhidratlı diyetlerin (<130 g veya <%45 enerji CHO/gün), özellikle çok düşük karbonhidrat içeren diyetlerin (<50 g CHO/gün), kiloyu yönetmede ve Tip 2 diyabetli hastalarda kısa vadede (<3 ay) A1C’yi düşürmede güvenli ve etkili olabileceği sonucuna varmıştır; ancak bu diyetlerin uzun vadeli bir avantajı olmayabilir. Genel olarak, karbonhidrat alımını azaltmaya yönelik bireyselleştirilmiş bir yaklaşımın çeşitli yeme modellerine entegre edilebileceği öne sürülmektedir.

Diabetes Canada, sistematik bir inceleme yapmak için yeterli veri olmadığında veya yüksek düzeyde kanıt bulunmadığında, diyabetli bireyler ve/veya sağlık çalışanları için önemli olan sorunları ele almak amacıyla durum bildirimleri geliştirmiştir. Bu durum bildirimleri, ortaya çıkan kanıtlara yanıt olarak, düşük karbonhidratlı diyetlere ilişkin uluslararası fikir birliğindeki değişiklikler ve diyabetli bireyler ve sağlık çalışanları için önemli açıklamalar sağlamak üzere geliştirilmiştir. Özellikle, bu güncellemenin çok disiplinli ekiplerle etkili bir şekilde çalışmayı kolaylaştıracağını, meslekler arası karışıklıkları önleyeceğini ve temel güvenlik sorunlarını ve klinik izleme gereksinimlerini açıkça tanımlayacağı umulmaktadır.

Amaç

  1. Tip 1 ve Tip 2 diyabet teşhisi konulan bireylerin diyet yönetiminde düşük karbonhidratlı (50-130g/gün) veya çok düşük karbonhidratlı (<50g/gün) diyetlerin rolüne ilişkin kanıtları özetlemek.

1 Çeşitli çalışmalar, düşük karbonhidratlı ve çok düşük karbonhidratlı diyetleri farklı şekilde sınıflandırmaktadır. Bu yazının amaçları doğrultusunda, incelenen literatürün çoğunluğuna dayanarak kanıtlar bu şekilde özetlenmiştir.

  1. Düşük karbonhidratlı diyet modellerinin kullanımı ile ilgili olarak hastalara ve sağlık çalışanlarına pratik öneriler sağlamaktadır.

Metod

2018 CPG (Klinik Uygulama Kılavuzları) için kullanılan arama yöntemlerinden yararlanarak, McMaster İnceleme ve Sentez Ekibi (MERST), sağlık bilimi kütüphane çalışanları tarafından geliştirilen aramalardan “düşük karbonhidrat” ve “keto” gibi anahtar kelimeler kullanarak mevcut veri tabanlarından hedeflenen bir yaklaşım kullandı. Sistematik olarak veri tabanlarında arama yapıldı ve 2018 CPG için önceki aramadan bu yana yayınlanan başlık, özet ve tam metin seviyelerinde ilgili tüm alıntılar gözden geçirildi. Seçilen tüm tam metin alıntılar, MERST’ten bir metodolog tarafından eleştirel olarak değerlendirildi ve kritik değerlendirme raporları, pozisyon bildirimi yazarlarına verildi. Tanımlanan makalelerin referansları incelenerek ek alıntılar belirlendi.

Dahil edilen çalışmalardan toplanan veriler soyutlanmış ve mevcut kanıtlara genel bir bakış olarak sunulmak üzere özetlenmiştir. Yüksek kaliteli kanıtların yetersizliği göz önüne alındığında, yalnızca fikir birliği önerileri yapılabilir ve bu nedenle resmi bir derecelendirme veya bağımsız yöntem inceleme süreci yoktur.

Kanıt Özeti

  1. Tip 1 Diyabet

Düşük Karbonhidratlı Diyetler: İki küçük çalışma, tip 1 diyabetli kişilerde düşük karbonhidrat içeren diyetlerin (hedef <75 g / gün) kullanımını incelemiştir. Modern insülin analogları ile çoklu günlük enjeksiyon kullanan kişilerde yürütülen küçük (n=10), 12 haftalık pilot randomize kontrollü bir çalışma (RCT); düşük karbonhidratlı diyetlerde vücut ağırlığında değişiklik olmaksızın (83.2’ye karşı 78,0 kg, p =ns) sırasıyla A1C (63-55 mmol/mol veya müdahale öncesi %7,9 sonrası %7,2) (p<0.05) ve insülin kullanımında azalma (müdahale sonrası 64.4 birimden 44.2 birim/gün azalma, p <0.05) bulmuştur, standart karbonhidrat sayım grubunda parametreler değişmemiştir. Her iki grupta da kan basıncında, kreatinin veya lipid profilinde, sürekli glukoz takibinde (CGM) veya yaşam kalitesinde değişiklik olmamıştır.

Nielson ve arkadaşları, tip 1 diyabetli bireylerin düşük karbonhidrat içeren diyet modelini (n = 48) tanımlayan bir eğitim programına katılmalarının ardından sonuçları geriye dönük değerlendiren bir çizelge incelemesi yaptılar. Sonuçlar hem A1C değişiklikleri hem de eğitim programına devamlılığı ile ilgilidir. Başlangıç ile karşılaştırıldığında, A1C tüm grup için 4 yıl sonra daha düşük gözlenmiştir (A1C 0,7 +/- 1,1; p <0,001). 4 yılda uyum oranı %48 idi. A1C, diyet modeline uymayanlar arasında başlangıçtan farklı değildir, ancak uyanlar arasında daha düşük olduğu gözlenmiştir (A1C 1.3±%0,9 düşüş; p <0.001).

Çok Düşük Karbonhidratlı Diyetler: Tip 1 diyabette çok düşük karbonhidratlı diyetlere ilişkin gözlemsel tek veri vardır. Çok düşük karbonhidrat içeren diyetleri (≤30 g / gün) izleyen, tip 1 diyabetli yetişkinler ve çocuklarda internet üzerinden yapılan bir sosyal medya araştırması, Lennerz ve arkadaşları tarafından bildirilmiştir. Yetişkin katılımcılar, çok düşük karbonhidratlı diyetle birlikte, diyetten öncekine kıyasla %-1.45 oranında A1C’de ortalama bir değişiklik elde etmiş ve yan etki oranının düşük olduğu bildirilmiştir. Müdahale sonrası ortalama A1C, düşük glisemik değişkenlikle (1.56 mmol / L glikoz ss) %5,7dir. 300 katılımcının %2’si son 12 ayda hastaneye yatış bildirmiştir. %1’i diyabetik ketoasidoz (DKA) nedeniyle 4 kez (yılda kişi başına 0,01) ve katılımcıların %2’si diğer nedenlerle 9 kez hastaneye yatış (yılda kişi başına 0,03) bildirmiştir. Semptomatik hipoglisemi, katılımcıların %69’u tarafından rapor edilmiş ve %55’i ayda 1-5 defa atak geçirdiğini belirtmiştir. Şiddetli hipoglisemi oranları düşüktür. Katılımcılar, yüksek düzeyde genel sağlık ve diyabet yönetiminden memnuniyet bildirirken, profesyonel diyabet tedavisinden memnun değillerdir. Diyet hakkında danışanların sadece %49’u, diyabet tedavisinin destekleyici olduğunu kabul etmiştir.

Günde ortalama 28.9g karbonhidrat ve günlük enerji alımının %65’ini yağdan alan yetişkinler üzerinde yapılan küçük (n = 11) bir gözlemsel çalışma, kör CGM (Sürekli Glikoz Monitorizasyon) kullanılarak ortalama %5,3±0.4’lük bir A1C ve düşük glikoz değişkenliği ( 1.5mmol / L ss) ile sonuçlanmıştır. Bu çalışmadaki katılımcılar yüksek LDL’ye (5.5± 1.7 mmol / L) sahipti ve haftada sadece 0.4±0.7 hipoglisemi vakası bildirilmesine rağmen çoğu zaman (%3,6) kan şekerinin <3.0 mmol / L olduğunu bildirmişlerdir.

  1. B) Tip 2 Diyabet

Düşük Karbonhidratlı Diyetler: Farklı karbonhidrat içeren diyetler ve bunların tip 2 diyabet yönetimindeki rollerini karşılaştıran RCT’lerin (Randomize kontrollü çalışma) çeşitli meta-analizleri yapılmıştır. Ancak, bu çalışmalardan birkaçı çok düşük, düşük ve orta derecede karbonhidrat içeren diyetleri bir araya getirmiştir.

2018 ve 2019’da yayınlanan iki meta-analiz, orta derecede karbonhidrat içeren diyetlerden ayrı olarak, çok düşük (günde <50 g) ve düşük karbonhidratlı diyetlere (günde 50-130 g) sahip RCT’leri, incelemeyi amaçlamıştır (günlük 130 -225 g). Düşük karbonhidratlı diyetler, 6 aylık çalışma süresinde kontrol diyetlerinden daha fazla A1C ve ağırlık azalması göstermiştir; orta derecede karbonhidrat içeren diyet müdahalelerinde, A1C veya ağırlık bakımından, kontrol diyetlerinden istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmemiştir.

Dijital olarak teslim edilen 10 haftalık düşük karbonhidratlı diyet programını tamamlayan kişilerin 12 aylık gözlemsel değerlendirmesi, A1C’de istatistiksel olarak önemli değişiklikler (%-1.17) ve vücut ağırlığında önemli düşüşler (%-7,0) göstermiştir. Öne atılan son gözlemin, takipte kaybedilen deneklerin %29’una ilişkin verilerin yerine kullanıldığına dikkat edilmelidir ki bu önemli bir sınırlamadır ve müdahalenin faydasını abartabilir. Çalışmayı tamamlayan kişiler arasında, anti-hiperglisemik ilaçların kullanımında istatistiksel olarak önemli azalmalar gözlenmiştir.

Çok Düşük Karbonhidratlı Diyetler: Altı çalışma, aşırı kilolu veya obez olan tip 2 diyabetli yetişkinlerde çok düşük karbonhidratlı diyetlerin glisemik kontrol ve vücut ağırlığı üzerindeki etkisini değerlendirmiştir. Çok düşük karbonhidratlı diyetler, farklı çalışmalarda 20-50 g/gün CHO aralığı (toplam günlük enerjinin %10’u) ile tanımlanmıştır. Dahil edilen çalışmalardan dördü RCT idi. Üç çalışma katılımcıları ≥12 ay takip ederken, diğerlerinde daha kısa takip (12-32 hafta) süresi vardır. Altı çalışmadan beşi, daha yüksek karbonhidrat içeriğine sahip kontrol diyetlerine kıyasla çok düşük karbonhidrat içeren diyetlerde A1C’de daha fazla azalma ve daha fazla kilo kaybı bildirmiştir.

Tay vd. enerji uyumlu kontrol diyetine kıyasla çok düşük karbonhidrat içeren diyetlerde A1C için eşit etkinlik ve kilo kaybı bildirmiştir. Bununla birlikte, çok düşük karbonhidratlı diyetler, glisemik değişkenlikte daha büyük düşüşler ve glikoz düşürücü ilaçların daha düşük oranda kullanımıyla sonuçlanmıştır.

Her çalışma izokalorik diyetleri karşılaştırmamış ve A1C’deki değişikliklerin analizinde potansiyel bir aracı değişken olan kilo değişimi için kontrol edilmemiş olabilir. Danışmanlık dahil ek müdahaleler kontrol gruplarına sağlanmamış olabilir. Çalışma personeli ile uzun süreli temas halinde danışmanlık, egzersiz ve uyku tavsiyesi gibi ek müdahalelerin yanı sıra tutarlı profesyonel ve akran desteğinin olumlu sonuca katkıda bulunmuş olabileceği unutulmamalıdır.

Şimdiye kadar, çok düşük karbonhidratlı diyetleri karşılaştıran RCT’lerin meta-analizleri üstünlük konusunda net kanıtlar sağlamamıştır. Sainsbury, çok düşük ve düşük karbonhidratlı diyet denemelerini birleştirmiş ve karbonhidrat kısıtlamasının A1C ve ağırlık açısından üstün olduğunu bulmuştur. McCardle, sadece çok düşük karbonhidratlı diyetlerin RCT’leri incelendiğinde daha fazla A1C düşüşü bulmuştur (fark istatistiksel olarak anlamlı olmamasına rağmen) ancak kontrol diyetlerine kıyasla kilo kaybında herhangi bir fark gözlenmemiştir.

Davis vd. düşük yağlı diyete kıyasla çok düşük karbonhidratlı diyetten sonra diyabete özgü yaşam kalitesini (QOL) incelemiş ve tüm katılımcılar için cinsel işlev, enerji ve mobilite alanları ile ilgili yaşam kalitesi puanlarında iyileşme bildirmiş ancak bunlar kullanılan diyet yaklaşımından bağımsız olarak sonuçlanmıştır. Çok düşük karbonhidratlı ve yüksek yağlı diyete kıyasla yüksek karbonhidratlı, düşük yağlı diyetin bilişsel işlev üzerindeki etkilerini 12 ay boyunca inceleyen bir RCT’de bilişsel işlevde hiçbir farklılık gözlenmemiştir ancak kilo kaybının (diyet modelinden bağımsız) bilişsel işlev üzerinde bir etkisi olduğu gözlenmiştir.

Çok düşük karbonhidratlı diyetlerle ilgili randomize olmayan, kısa süreli çalışmalar, anti hiperglisemik ilaçların azaltılmasına veya katılımcıların yarısında tamamen kesilmesine izin verirken, 10 hafta sonra A1C seviyelerinde (%-1.0), ağırlıkta (-%7,2) ve trigliseritlerde (%20) önemli düşüşler olduğunu göstermiştir.

Belirsizlikler

Düşük veya çok düşük karbonhidrat içeren diyetlerin A1C’yi düşürmek, kilo vermek ve antihiperglisemik tedavilere olan ihtiyacı azaltmak için sağladığı faydaların altında yatan mekanizmalar net değildir. Kalıcılık eksikliği, çalışmadan ayrılma oranlarındaki yükseklik ve eksik veriler diyet çalışmalarında sık karşılaşılan zorluklardır.

Kısa vadeli verilerin sınırlandırılması nedeniyle, bu diyet yaklaşımlarıyla görülen glisemik kontrol ve vücut ağırlığındaki gelişmelerin uzun vadede devam ettirilip ettirilmeyeceği ya da diyabet komplikasyonlarında, kardiyovasküler hastalıkta veya ölüm oranlarında azalmaya mı sebep olacağı belirsizdir. Van Wyk ve arkadaşlarının meta-analizinde, çalışmalarda düşük karbonhidrat içeren diyetleri sürdürmedeki başarının genellikle zamanla azaldığı bildirilmiş, bu da düşük karbonhidrat içeren diyetlerin orta veya uzun vadede sürdürülebilir olmayabileceğini düşündürmüştür. Bununla birlikte, bu sınırlamalar düşük ve çok düşük karbonhidrat içeren diyetler ile sınırlı değildir, diğer diyet modelleri için de geçerlidir. Beslenme modellerinde bu kadar uzun vadeli, önemli değişiklikleri sürdürmek isteyen birçok kişi desteğe ihtiyaç duyacaktır.

Uyarılar ve Güvenilirlik

Antihiperglisemik Tedaviler

Karbonhidrat kısıtlaması ile hem tip 1 hem de tip 2 diyabette antihiperglisemik tedavilerde azalma bildirilmiştir. Bu nedenle, hipoglisemiden kaçınmak için insülin ve / veya sülfonilüre dozlarının azaltılması veya kesilmesi gerekebilir. SGLT2 inhibitör tedavisi, düşük karbonhidrat içeren diyetleri takiben bireylerde ketoasidoz riskini artırabilir. Randomize kontrollü bir çalışmada, luseogliflozinin yüksek karbonhidrat içeren diyet grubuna kıyasla düşük karbonhidrat içeren diyet grubundaki keton cisimlerinin önemli ölçüde artırdığını ve düşük karbonhidrat alımının, SGLT2 inhibitör tedavisi ile ketonemi arasında mekanik bir bağlantı sağladığını bulmuştur.

Hipoglisemi

Hipogliseminin tespiti ve tedavisi için bazı ek önlemlere ihtiyaç duyulabilir. Çok düşük karbonhidrat içeren diyetlerden kaynaklanan ketoneminin hipoglisemi farkındalığını bozması mümkündür, çünkü bazı çalışmalar serebral yakıt kullanımındaki değişikliklerin bir sonucu olarak deneysel hipoglisemiye hormonal yanıtların azaldığını göstermiştir. Diğer bir endişe, yetersiz hepatik glikojen depoları nedeniyle hipogliseminin tedavisinde glukagonun etkinliğinin azalmasıyla ilgilidir. Bu nedenle, insülin ile birlikte düşük karbonhidratlı diyet uygulayan bireyler, şiddetli hipoglisemiyi güvenli bir şekilde tespit etmek ve yönetmek için alternatif stratejilere (ekstra glukoz izleme dahil) ihtiyaç duyar.

Sağlıklı Beslenme

Sağlıklı beslenme, basitçe makro besin bileşimi ve sağlıklı ağırlık kazanımından çok daha geniş kapsamlıdır. Karbonhidrat kısıtlı diyetlerde yeterli diyet lifi elde etmek zor olabilir. Düşük karbonhidratlı diyetleri takiben diyabetli kişilerde mikro besinlerdeki değişiklikler hakkında çok az şey bilinmektedir, ancak çok düşük karbonhidratlı diyetle tedavi edilen epilepsili çocuklarda A vitamininde ve magnezyumda düşüş gözlenmiştir. Düşük veya çok düşük karbonhidratlı diyetlerde, karbonhidratların yerini alan yağların ve proteinlerin kalitesine dikkat edilmesi, lif ve mikro besinlerle ilgili endişeleri azaltabilir. DIETFITS çalışmasında, diyabet olmayan obez bireylere hem düşük karbonhidrat hem de yüksek karbonhidrat içen gruplarda yüksek diyet kalitesine ulaşmaları konusunda danışmanlık sağlanmıştır. Bununla birlikte, 12 aylık takipte lif alımı, yüksek karbonhidrat içeren gruba (23.0 +/- 0.6 g/gün) göre düşük karbonhidrat içeren grupta (18.6 +/- 0.5g/gün) önemli ölçüde daha düşük olduğu görülmüştür.

Sonuç

Bu fikir bildiriminin amacı, diyabetli kişilerde düşük karbonhidrat diyetlerinin kullanımına rasyonel ve güvenli bir yaklaşım belirlemek, mevcut kanıtlarla bilgilendirmek, hastalara ve sağlık çalışanlarına pratik öneriler sunmak için mevcut literatürü incelemek ve değerlendirmektir. Bu kapsamlı literatür taraması, diyabet tedavisinde çok düşük ve düşük karbonhidratlı diyetlerin rolünü inceleyen 33 makaleyi içermektedir.

Tip 1 diyabetli bireyler için:

  • Genel tavsiyelerde bulunmayı zorlaştıran çok az güvenilir veri ve önemli kanıt vardır.
  • Düşük veya çok düşük karbonhidratlı diyetleri gözlemleyen kişiler, diyabetli bireyler için önemli olan değerlerde anlamlı gelişmeler (daha düşük HbA1C, azalmış insülin gereksinimleri, daha az glikoz değişkenliği, kilo kaybı) bildirmiştir.
  • Tip 1 diyabetli bireylerde düşük karbonhidratlı diyetlerin uzun vadeli etkinliğini araştıran çok az çalışma vardır. Ayrıca mevcut birkaç çalışma, düşük metodolojik kaliteye sahiptir ve tüm tip 1 diyabetik bireylerde düşük karbonhidratlı diyetler üzerine genel bir öneride bulunmak için yetersiz kanıt sağlamaktadır.

Tip 2 diyabetli bireyler için:

  • Güncel bir çalışma; düşük karbonhidratlı diyetlerin, antihiperglisemik tedavi ihtiyacını azaltarak kilo kaybı ve gelişmiş glisemik kontrol üzerine etkili olabileceğini göstermektedir. Diğer karşılaştırmalı diyet yaklaşımları da kilo kaybı ve gelişmiş glisemik kontrol için etkili olsa da önemli bir sonuç olan antihiperglisemik tedavilere olan ihtiyacı azaltamamıştır.
  • Çalışma ayrıca çok düşük karbonhidratlı diyetlerin, glisemik kontrolü ve vücut ağırlığını iyileştirmek için karşılaştırıcı (daha yüksek CHO) diyetlerden daha üstün olabileceğini ve kısa vadede (12 aya kadar) ilaç ihtiyacını azaltabileceğini ancak daha uzun vadeli faydalara ilişkin kanıtların sınırlı olduğunu ileri sürmektedir.
  • Mevcut verilerle çok düşük karbonhidratlı diyetlerin faydalarının makro besin kompozisyonu ile mi yoksa kalori alımındaki farklılıklarla mı ilişkili olduğunu belirlenememiştir.
  • Bugüne kadar yayınlanmış literatürde, gözlemsel çalışmalardaki karışıklıkların düzeltilmesi, küçük boyutlu RKÇ’lerin kısa süreli takibi ve diyet yaklaşımına nispeten kalıcılığın az olması dahil olmak üzere çeşitli metodolojik sınırlamalar bulunmaktadır.

Gelecekteki Talimatlar

  • Düşük veya çok düşük karbonhidratlı diyetlerin güvenilirliği ve etkinliğine ilişkin uzun süreli çalışmalar yapılmak istense de bunların gerçekleştirilmesi zordur. Gelecekte yapılacak diyet yaklaşımlarını karşılaştıran araştırmalar, tip 1 diyabetli kişileri ve vücut ağırlığına bakılmaksızın tip 2 diyabetli kişileri içermelidir.
  • Tip 1 ve tip 2 diyabetli bireylerin tedavisinde düşük ve çok düşük karbonhidratlı diyetlerin rolünü tanımlamaya ek olarak, diyabet gelişimini geciktirmek adına yüksek risk altındaki kişilerde de düşük karbonhidratlı diyetlerin rolünü inceleyen daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.
  • Genelleştirilmiş önerileri ve düşük karbonhidratlı diyetleri takip eden kişilerin yaşadığı olumlu sonuçları desteklemek için net kanıtların yokluğunda sağlık uzmanlarının, bireysel tercihlere uygun optimum ve sürdürülebilir bir beslenme modeli belirlemeye çalışan diyabetik bireylerle ortak olarak çalışmaları gerekecektir. Sağlık uzmanlarının, diyabet ve obezitenin karmaşık zorluklarını ele almak için farklı yaklaşımların gerekli olduğunu kabul etmesi gerekir. Sağlık uzmanları, ortak karar vermeyi sağlayacak destekleyici ilişkiler içinde hastalarla iletişim kurmaya çalışmalıdır.

Tavsiyeler

  1. Diyabetli bireyler kişisel değer, hedef ve tercihleriyle tutarlı sağlıklı beslenme modellerini seçmeleri için desteklenmelidir.
  2. Sağlıklı, düşük veya çok düşük karbonhidratlı diyetler, kilo kaybı, gelişmiş glisemik kontrol ve antihiperglisemik tedavilere olan ihtiyacı azaltmak için tüm diyabetik bireylerde sağlıklı bir beslenme modeli olarak kabul edilebilir. Bireyler, hedefleri belirlemek ve yan etki olasılığını azaltmak için sağlık uzmanlarına danışmalıdır.
  3. Sağlık çalışanları, gelişmiş kan şekeri takibi önererek; hipoglisemiye neden olabilecek (sülfonilüreler ve insülin) veya DKA riskini artıracak (SGLT2 inhibitörleri) ilaçları ayarlayarak; yeterli lif ve besin alımını sağlayarak düşük karbonhidratlı diyetleri uygulamak isteyen diyabetli kişileri destekleyebilir.
  4. Diyabetik bireyler ve sağlık uzmanları, SGLT2 inhibitörleri ve düşük karbonhidratlı diyetleri kullanırken glisemik DKA riski konusunda eğitilmeli ve bu riski azaltma stratejileri hakkında daha fazla bilgilendirilmelidir.
  5. Düşük karbonhidratlı diyetlere başlayan diyabetli kişiler, kültürel olarak uygun ve sürdürülebilir bir plan oluşturmaya yardımcı olabilmek adına bir diyetisyenden destek almalıdır. Diyetisyen, düşük karbonhidratlı bir beslenme düzenine geçiş yaparken karbonhidrat alımını bireysel tercihlere, ihtiyaçlara ve tedavi hedeflerine en uygun şekilde değiştirmenin yollarını önerebilir.

 

 

*Besin değeri sınırlı olan işlenmiş gıdalar ve şekerli içecekler de dahil olmak üzere şeker, doymuş yağ veya tuz içeriği fazla olan yüksek enerjili yiyeceklerin sık tüketilmesinden kaçınılmalıdır.

 

——————————————————————————————————————————————————————–

 

Tip 2 Diyabetli Yetişkinler İçin Düşük Karbonhidratlı Diyetler (Sonuç Bölümü)

Scientific Advisory Committee on Nutrition Önerileri

 

Sonuçlar

Bu derlemenin amacı, düşük karbonhidratlı diyetlerin T2D’li (Tip 2 Diyabet) yetişkinlerde karbonhidrat alımına (yaklaşık %50 TE) ilişkin mevcut tavsiyeye kıyasla bu diyetlerin T2D’nin belirteçleri ve klinik sonuçları üzerindeki etkisini incelemektir.

Değerlendirilmek üzere seçilen birincil sonuçlar vücut ağırlığı ve HbA1c; ikincil sonuçlar, açlık plazma glukozu, kan lipid profilleri, ilaç ve diyabete ban ğlı semptomlardaki değişikliklerdir. Yalnızca uzun vadeli çalışmaların dikkate alındığı vücut ağırlığı dışında tüm sonuçlar hem daha kısa vadede (≥3 ila <12 ay olarak tanımlanır) hem de daha uzun vadede (≥12 ay olarak tanımlanır) değerlendirilmiştir. Kısa süreli çalışmalar ≥3 ila <12 ay olarak tanımlanmıştır. Sistematik incelemelerde yer alan çalışmalardan biri hariç tümü 3-6 ay arasındadır. Uzun vadeli birincil çalışmalardan (12 ay olarak tanımlanmıştır) sadece 7’sinin süresi 12 ayın üzerindedir.

Düşük karbonhidratlı diyetin evrensel olarak kabul edilmiş bir tanımı yoktur. Bu incelemenin amaçları doğrultusunda, çalışmalar arasında karşılaştırma yapılabilmesi için aşağıdaki kategoriler benimsenmiştir:

  • Çok düşük (20 ila 50 g / gün veya ≤%10 TE)
  • Düşük (> 50 ila <130 g / gün veya> 10 ila <26 % TE)
  • Orta (130 ila 230 g / gün veya%26 ila 45 TE)
  • Yüksek (> 230 g / gün veya>%45 TE).

Kanıtlar göz önüne alındığında, düşük karbonhidratlı bir diyetin yüksek karbonhidratlı diyete kıyasla T2D’li yetişkinlerde T2D’nin belirteçleri ve klinik sonuçları üzerindeki etkisini değerlendirmek mümkün değildir. Çünkü:

  • Düşük karbonhidratlı diyetler, birincil randomize kontrollü deneyler arasında düşük karbonhidrat grubunda TE’nin %14 ila %50’si (medyan, %40 TE) arasında değişen karbonhidrat alımları sonucunda büyük ölçüde değişiklik göstermiştir.
  • Düşük karbonhidrat gruplarında bildirilen tahmini ortalama karbonhidrat alımları %13-47 TE arasında değişirken, birincil randomize kontrollü çalışmaların çoğunda orta düzeydedir (%26-45 TE).

Karşılaştırmalar, temel olarak düşük ve yüksek karbonhidrat içeren diyetlerden etkilenmiştir. Bu durum, yüksek karbonhidratlı diyete kıyasla düşük karbonhidratlı diyetin yararları veya zararları için kanıtların yorumlanmasını sınırlamıştır.

T2D’nin aşağıdaki belirteçleri ve klinik sonuçları için dikkate alınan kanıtlar, T2D’li yetişkinler için şunları göstermektedir:

  • Vücut ağırlığı- uzun vadede düşük ve yüksek karbonhidrat içeren diyetlerin arasında fark yoktur (daha kısa süreli kilo değişiklikleri dikkate alınmamıştır)
  • HbA1c- düşük karbonhidratlı diyetlerin daha kısa vadede daha yüksek karbonhidrat içeren diyetlere göre faydaları vardır, ancak daha uzun vadeli etkilere ilişkin kanıtlar belirsizdir.
  • Açlık plazma glukozu- düşük karbonhidratlı diyetler, kısa vadede daha yüksek karbonhidratlı diyetlere göre faydalıdır, ancak daha uzun vadeli etkileri değerlendirmek için yeterli kanıt yoktur.
  • Serum total kolesterol- kısa veya uzun vadede düşük ve yüksek karbonhidratlı diyetler arasında fark yoktur.
  • Serum triaçilgliserol- düşük karbonhidratlı diyetler, daha kısa vadede daha yüksek karbonhidratlı diyetlere göre faydalıdır ancak uzun vadeli etkilere dair kanıtlar tutarsızdır.
  • Serum LDL kolesterol- kısa veya uzun vadede düşük ve yüksek karbonhidratlı diyetler arasında fark yoktur.
  • Serum HDL kolesterol- kısa ve uzun vadeli etkilere ilişkin kanıtlar tutarsızdır.
  • Serum total kolesterol/HDL kolesterol oranı- sistematik incelemelerin hiçbiri bu sonucu değerlendirmemiştir.
  • İlaç kullanımı- düşük karbonhidratlı diyetlerin diyabet ilaçlarını azaltmada faydalı bir etkisi olabilir, ancak birincil çalışmalarda diyabet ilaçlarının raporlanması ve ölçülmesindeki tutarsızlıklar nedeniyle kanıt net değildir.
  • Diyabetle ilişkili semptomlar- sistematik incelemelerin hiçbiri bu sonucu değerlendirmemiştir.

Genel olarak kanıtlar, düşük karbonhidratlı diyetlerin bazı sonuçlar için (HbA1c, açlık plazma glukozu, serum triasilgliserol) kısa vadede, uzun vadede belirsiz olan faydalı etkilerini göstermektedir. Daha yüksek ve daha düşük karbonhidratlı diyetler arasında uzun vadede vücut ağırlığı (daha kısa süreli değişiklikler dikkate alınmamıştır) veya serum total kolesterolü, serum LDL kolesterolü ve serum HDL kolesterolü üzerinde ne kısa vadede ne de uzun vadede hiçbir farklılık gözlenmemiştir.

Kilo kaybı, birincil randomize kontrollü çalışmaların çoğunda birincil sonuç olduğundan, bu bulguların dikkatle yorumlanması gerekir. Kilo değişikliğinin bu belirteçler üzerindeki etkisini anlamak zordur ve gözlemlenen herhangi bir fayda, karbonhidratta ki azalmadan ziyade kilo kaybına bağlı olabilir.

Kan lipid profilleri ile ilgili olarak, diyetin ve kilo kaybının etkilerini lipid düşürücü ilaçların (statinler gibi) etkilerinden ayırmak zordur çünkü birçok katılımcı bu tür ilaçları kullanmaktadır.

Kanıt temelinin genel kalitesi, verilerdeki bir dizi belirsizlikle sınırlı olmakla birlikte bu belirsizlikler şunlardır: düşük karbonhidratlı diyetin tanımındaki değişkenlik; düşük ve yüksek karbonhidratlı diyetler arasında elde edilen karbonhidrat alımlarındaki farklılıklar genellikle reçete edilenden daha küçük olması ve doğal diyet alımının tahminlerindeki yanlışlıklar.

Çok az çalışmanın 12 ayın üzerindeki sonuçları değerlendirmesi, kanıt temelindeki önemli bir sınırlamadır.

Birincil RKÇ’lerdeki katılımcıların çoğu beyaz ırk ve aşırı kilolu (BMI ≥25 ila <30 kg / m2) veya obez (VKİ 30 kg / m2) idi. Bildirilen etkilerin diğer etnik gruplara veya sağlıklı kiloya sahip yetişkinlere (BMI ≥18.5 ila <25 kg / m2) genelleştirilip genelleştirilemeyeceği bilinmemektedir.

Bu rapor, düşük karbonhidratlı diyetlerin T2D’li olmayan genel popülasyondaki etkisini değerlendirmemiştir. T2D’li yetişkinlerde düşük karbonhidratlı diyetlerin bildirilen etkilerinin T2D olmayan genel yetişkin popülasyon için geçerli olup olmadığı bilinmemektedir.

Genel olarak, daha düşük karbonhidratlı diyetlerle ilgili hiçbir yan etki bildirilmemiştir, ancak birincil RKÇ’lerin çoğunda çalışma süresi 12 ayı geçmemiştir. Düşük karbonhidratlı diyetlerin T2D’li yetişkinlerde uzun süreli çalışmalardaki etkisi bilinmemektedir.

Kanıt temelinde birkaç boşluk tespit edilmiştir. Hiçbir çalışma, tüketilen karbonhidrat türü hakkında bilgi vermemiştir veya bunun ilgili sonuçları nasıl etkileyebileceğini düşünmemiştir. Ek olarak, az sayıda çalışma, düşük karbonhidratlı diyetlerin uzun vadeli etkilerini (12 ayın ötesinde) değerlendirmiş ve hiçbiri diyabet komplikasyonları, KVH veya ölüm oranı gibi zor son noktaları dikkate almamıştır.

 

Çevirmenler:

  • Yeşim Cemre Ataroğlu
  • Elif Öztürk
  • Pınar Engin
  • Selen Yakut
  • Hilal Bakkaloğlu

Editör:

  • Merve Gül Mert

Kaynak ve İleri Okuma:

Paylaşmak Güzeldir:

İlginizi Çekebilir