COVID-19 Günlerinde Besin Takviyeleri ve Diyetin Rolü

Korona virüs hastalığını (COVID-19) yayılmasını önleyen ve riski azaltan en etkili ve kanıtlanmış yöntem sosyal mesafeye uymak ve elleri düzenli olarak yıkamaktır. Bununla birlikte, güvenli bir şekilde yiyecek alışverişi ve hazırlanmasına ilişkin genel soruların yanı sıra, birçok kişi bu pandemi sırasında diyet ve beslenmenin belirleyici rolünü merak ediyor. Beslenme ve bağışıklık arasındaki bağlantı ve besin durumu, beslenme takviyeleri ve enfeksiyon hakkındaki mevcut kanıtlar hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için Dr. Wafaie Fawzi, Dr. Walter Willett ve doktora öğrencisi Dr. Ibraheem Abioye ile konuştuk. (Son güncelleme: 09.04.2020)

Beslenme ve bağışıklık arasındaki bağlantıyı kısaca anlatabilir misiniz?

Uzun zamandır beslenmenin bağışıklık ile enfeksiyon riski ve şiddeti ile bağlantılı olduğunu biliyoruz. Yetersiz beslenen bireyler çeşitli bakteriyel, viral ve diğer enfeksiyonlar için daha büyük risk altındadır. Diğer taraftan, kronik veya şiddetli enfeksiyonlar beslenme bozukluklarına yol açar veya bu enfeksiyonlardan etkilenen insanların beslenme durumunu kötüleştirir. Bu nedenle, devam eden COVID-19 salgını sırasında diyetimize ve beslenme durumumuza dikkat etmek hepimiz için elzemdir. Ayrıca, COVID-19 hastalığının klinik seyri, yaşlı bireylerde ve kısmen beslenme ile ilişkili olan diyabet, hipertansiyon ve kanser gibi kronik rahatsızlıkları olan kişiler arasında daha şiddetli olma eğilimindedir1.

Gerçekten de kaliteli diyetler tüketmek her zaman istenilen bir şeydir ve bu özellikle COVID-19 salgını sırasında daha önemlidir. Sağlıklı Beslenme Tabağı’nda vurgulandığı gibi sağlıklı bir diyet; meyveleri, sebzeleri, kepekli tahılları, baklagilleri ve sert kabuklu yemişleri, makul miktarda balık, süt ürünleri ve kümes hayvanı tüketimini ve sınırlı miktarda kırmızı ve işlenmiş et, rafine karbonhidrat ve şeker tüketimini içermelidir. Eklenen yağlar öncelikle zeytin, kanola veya soya fasulyesi yağı gibi sıvı yağlar olmalıdır. Böyle bir beslenme şekli uygun miktarda sağlıklı makro besin, gerekli mineral ve vitaminleri sağlayacaktır. Yüksek kaliteli protein, yağ ve karbonhidrat kaynaklarını yemek sağlıklı kiloyu ve iyi bir metabolik durumu korumaya yardımcı olabilir; şu an aşırı kısıtlayıcı, şok diyetler yapmanın zamanı değil. Birisi COVID-19 enfeksiyonuna yakalanırsa, istenmeyen kilo kaybını önlemek için bu sağlıklı kalorileri yeterince tüketmek önemlidir. Sağlıklı bir diyetle sağlanan yeterli miktarda mineral ve vitamin, vücut enfeksiyonlara yanıt verdiği için önemli olan yeterli sayıda bağışıklık hücresi ve antikoru sağlamaya yardımcı olur.

Her ne kadar COVID-19’un risk ve ciddiyeti hakkında beslenme faktörleri ile ilgili veri
olmasa da beslenme ve enfeksiyon hakkında dikkate alınması gereken mevcut kanıtlara bazı örnekler verebilir misiniz?

Diğer enfeksiyonlarla ilişkili olarak spesifik besin maddelerinin alımını değerlendiren birçok çalışma yapılmıştır. Birkaç örnek vermek gerekirse:

  • Çinko, tüm vücuttaki hücrelerdeki birçok enzimin ve transkripsiyon faktörünün bir bileşenidir ve yetersiz çinko seviyeleri, bireyin enfeksiyonlara karşı yeterli bir bağışıklık tepkisi kurma yeteneğini sınırlar. Çoklu meta-analizler ve randomize kontrollü çalışmaların (RCT’ler) birleştirilmiş analizleri, oral çinko desteğinin akut solunum yolu enfeksiyonlarının insidans oranını %35 azalttığını, grip benzeri semptomların süresini yaklaşık 2 gün kısalttığını ve iyileşme oranını arttırdığını göstermiştir. Çalışmalar ABD’de olduğu gibi Hindistan, Güney Afrika ve Peru gibi çok sayıda düşük ve orta gelirli ülkede de gerçekleştirildi. Bu çalışmalarda çinko dozu 20 mg/hafta ila 92 mg/gün arasında değişmektedir. Doz, çinko takviyesinin etkinliğinin ana etmeni gibi görünmemektedir.
  • C vitamini birçok enzimin kofaktörüdür. Metal iyonlarını azaltılmış formda tutarak tüm vücutta birçok enzimin işlevini arttırır. Ayrıca bağışıklık tepkileri ile ilişkili enflamasyonu ve doku hasarını sınırlayan bir antioksidan görevi görür. C vitamininin etkinliğini değerlendiren RCT’ler; ABD, Sovyetler Birliği, İngiltere ve Japonya’daki askerler, genç erkekler ve yaşlılar arasında yürütülmüştür. Bu çalışmalarda, C vitamini takviyesinin solunum yolu enfeksiyonu insidansını önemli ölçüde azalttığı gösterilmiştir. C vitamininin etkinliği; ABD, Mısır ve İran’daki hastanede yatan hastalar arasında da araştırılmıştır ve ciddi sepsis, postoperatif komplikasyonlar, yanıklar, akciğer kontüzyonları ve kardiyak sağlık durumları dahil olmak üzere çok çeşitli durumlar için kabul edilmiştir. C vitamininin yoğun bakım ünitesinde kalma süresini ve bu hastalar arasında mekanik ventilasyon ihtiyacını azalttığı gösterilmiştir. C vitamini dozu 1-3 g/gün arasında değişir ancak doz, etkinliğin ana etmeni gibi görünmemektedir. Tıbbi bakım dışında 2 g/gün üzerindeki C vitamini dozlarından kaçınılmalıdır.
  • Çeşitli klinik çalışmalardan ve toplu çalışmalardan elde edilen kanıtlar, D vitamini takviyesinin akut solunum yolu enfeksiyonlarının (çoğu virüslere bağlı olduğu varsayılmaktadır) gelişme olasılığını %12 ila %75 oranında azalttığını göstermektedir. Bu çalışmalar 2009 yılında H1N1 virüsünün neden olduğu mevsimsel ve pandemik gribi kapsıyordu. D vitamini takviyesinin faydalı etkisi her yaştan hastalarda ve önceden kronik hastalığı olan bireylerde görülmüştür. Enfekte olan hastalar arasında 1000 IU’dan daha yüksek dozda D vitamini alanların grip semptomları daha azdı ve iyileşmeleri daha erken gerçekleşmişti.
  • Yaşlı yetişkinlerde çoğunlukla bu yararlı mikro besin maddelerinin eksikliği vardır ve bu nedenle takviyelerin faydasından en çok onlar yararlanır.

HIV / AIDS gibi enfeksiyonları olan kişiler arasında sağlığın korunmasında optimal beslenmenin önemli bir rol oynadığından bahsettiniz. Bunu biraz daha genişletebilir misin?

Birçok akut solunum yolu enfeksiyonu, HIV / AIDS ve diğer bağışıklık eksiklikleri ile yaşayan insanlarda daha şiddetli olma eğilimindedir ve bu popülasyonları hedefleyen COVID-19 sürveyans çalışmaları önemlidir. Beslenme de bu kategorideki insanlarda önemli bir role sahiptir. İlk olarak, HIV enfeksiyonu ve yetersiz beslenme birlikte yaşama eğilimindedir. Hastalık şiddetlendikçe HIV ile yaşayan birçok insan yetersiz beslenir. Bazı HIV ilaçları da metabolik hastalığa yol açar. İkincisi, HIV enfeksiyonu olan hastaların yetersiz beslenme durumu ve mikro besin eksiklikleri HIV hastalığını kötüleştirir, tedavi başarısızlığı ve ölüm riskini artırır. Antiretroviral tedavinin ortaya çıkmasından önce, çalışmalar yüksek kaliteli diyetler ve daha iyi beslenme durumu olan HIV ile yaşayan insanların daha uzun yaşadıklarını ve daha az komplikasyonları olduğunu göstermiştir. Anemik olma olasılıkları daha düşüktü ve CD4 hücre sayıları daha yüksekti (enfeksiyonla savaşan beyaz kan hücrelerinin sayısı). Afrika ve Asya’da yapılan randomize kontrollü çalışmalar ve büyük kohort çalışmaları, multivitamin kullanımının daha az ölüme yol açtığını ve hastalık ilerlemesini önemli ölçüde yavaşlattığını göstermiştir. Bu çalışmalardan elde edilen bulgular, HIV ile enfekte hastaların antiretroviral tedavi alıp almadığı konusunda tutarlıdır. ABD’de, vitamin ve minerallerin optimal alımı, HIV hastalığının ilerlemesi ve mortalitesinin azalmasıyla benzer şekilde ilişkiliydi. Bu nedenle, kaliteli diyet ve multivitamin takviyesinin HIV ve benzeri hastalıkları olan kişilerde COVID-19 enfeksiyonu riskini azaltmada yardımcı olması muhtemeldir.

COVID-19 Pandemisinde besin takviyelerinin bir rolü var mı?

ABD’de ve diğer yerlerdeki diyet araştırmaları, çoğu insanın genellikle bulunabilirlik veya maliyet nedeniyle ulusal yönergelere uymayan diyetler tükettiğini ve bu tür diyetlerin optimal miktarlarda temel vitamin ve mineral sağlayamayabileceğini göstermektedir. Şu anda devam eden COVID-19 salgını birçok kişiyi gıda güvensizliği riskine sokmakta ve sağlıklı bir diyet tüketmeyi daha da zorlaştırmaktadır. Enfeksiyon riskini azaltma stratejileri, temel malzemelerin etkili bir şekilde dağıtılmasını ve erişilebilir olmasını sağlamak için yaklaşımlar içermiyorsa veya pandemi tarım sektörünün verimliliğini etkiliyorsa, bu durum büyük olasılıkla daha da artmaktadır.

Her ne kadar besin takviyelerinin COVID-19’un riski veya ciddiyeti üzerindeki etkileri hakkında iyi verilerden haberdar olmasak da mevcut kanıtlar, bazı besin takviyelerinin, özellikle yetersiz beslenme kaynaklarına sahip kişilerde bazı viral enfeksiyonların riskini veya şiddetini azaltabileceğini göstermektedir. Bu nedenle sağ duyumuz, şu anda esansiyel mineral ve vitaminlerin yetersiz alımından kaçınılmasını ve takviyelerin bazı boşlukları doldurmaya yardımcı olabileceğini ileri sürmektedir. Bazı önemli noktalar:

  • Besinsel bir güvenlik ağı olarak standart (RDA) bir multivitamin/multimineral takviyesinin alınması mantıklıdır. Bu takviyeler nispeten ucuzdur (altı aylık bir tedarik için 40 ABD dolarından daha az maliyetli olmalıdır), mikro besin depolarını yenilemek ve korumak için uygun bir yoldur.
  • Yeterli D vitamini seviyesinin korunması özellikle önemlidir. D vitamini normalde güneş ışığına maruz kaldığında cildimizde üretilir ve kış sonlarında ve ilkbaharda, düşük güneşe maruz kalma nedeniyle kandaki D vitamini seviyeleri düşük olma eğilimindedir. Kapalı mekanlarda kalmak kan seviyelerini daha da azaltacaktır. Şu anda D vitamini takviyelerinin COVID-19’un şiddetini azaltıp azaltmayacağına dair kanıtımız olmasa da özellikle düşük seviyeli insanlar takviyeleri kullanabilirler. Kan testinin maliyeti genellikle takviyelerin maliyetinden daha fazla olduğundan (ve sağlık sistemimiz ciddi bir yoğunluk yaşarken uygun değil) ve yeterli D vitamininin devamlılığını sağlamanın başka faydaları olduğu için takviye D vitamini almak çoğu insan için makul olacaktır.
    • Yaygın olarak bulunan multivitamin/multimineral takviyelerinin çoğunda iyi bir hedef olan 1000 veya 2000 IU D vitamini bulunur.
      • Koyu tenli insanlar (ciltte melanin ultraviyole ışığı engellediğinden daha düşük kan seviyelerine sahip olanlar) daha fazla D vitaminine ihtiyaç duyabilir; günde 4000 IU’ya kadar güvenli kabul edilir.
      • D vitamini takviyeleri mevcut değilse, bir alternatif olarak D vitamini üretmek için yeterince yoğun olmaya başlayan güneş ışığından faydalanın. Cildinizi gün ortasında mümkün olduğunca fazla açığa çıkarın ve kısa sürelerle başlayın, yanıklardan kaçınmaya çok dikkat edin. Açık tenli ciltler 15 dakika büyük miktarda D vitamini üretebilir; koyu ciltler için muhtemelen 3 veya 4 kat daha uzun süre gerekecektir. Bunun mevcut pandemi sırasında sınırlı D vitamini takviyesi mevcudiyeti ile ilgili kısa süreli bir rehber olduğunu unutmayın; uzun vadeli olarak tavsiye etmiyoruz. Güneşe maruz kalma cilt kanserlerine sebep olabileceğinden, genel olarak aşırı güneşe maruz kalmaktan veya solaryumların kullanılmasından kaçınmak önemlidir.
    • Şu anda, megadoz takviyeleri uygun görünmüyor ve bunlar bazen zararlı olabilir.
    • Çılgın sağlık iddialarını pazarlayan herhangi bir takviyeden kaçının. Şu anda, ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) COVID-19’u önlediğini, teşhis ettiğini, tedavi ettiğini veya tedavi ettiğini iddia eden sahte ürünler sunan şirketleri izliyor ve uyarıyor.
    • Hiçbir besin takviyesi sağlıklı gıdalar tarafından sağlanan tüm faydaları içermemektedir. Besin takviyeleri iyi bir diyetin yerini tutmaz.

Çevirmen: Eren Örmeci

Kaynak: Harvard T.H. Chan School of Public Health

Paylaşmak Güzeldir:

İlginizi Çekebilir