Çevresel Sürdürülebilirlik Diyetisyenler İçin Neden Önemli Olmalıdır? Diyetetik Uygulamalarını Nasıl Etkiler?

Toprak ve su kullanımı, sera gazı emisyonu ve toprağın verimsizleşmesi gibi iklim değişikliği ve gıda üretimini etkileyen çevre sorunları hakkında herhangi bir şey okuduğunuzda küresel gıda üretiminin çevresel bozulmanın önde gelen sebebi olduğu anlaşılır.

2019 The Eat Lancet raporu, BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ ne ulaşmak ve aynı zamanda sağlıklı beslenmeyi sağlamak için dünya çapında yapılması gereken değişiklikleri ortaya koydu. İngiliz Diyetisyenler Derneği de kendi projesi olan One Blue Dot projesiyle farklı gıdaların çevre üzerine etkisine dair kanıtları ortaya koyuyor ve İngiliz diyetini daha sürdürülebilir kılmak için pratik değişikliklerden bahsediyor.

Buradaki asıl soru, bu durum diyetisyenler için neden önemli olmalıdır? Diyetisyenler sağlıklı beslenme politikalarını şekillendirmede ve insanlara diyet tavsiyelerinde bulunmada ön safhalarda yer almaktadır. Diyetisyenler olarak bilimsel kanıtları yorumlama ve bunu pratik uygulamalara aktarıp insanlara tavsiye verme konusunda oldukça iyi bir eğitim aldık. Davranışlarda değişiklik oluşturmak için gerekli danışmanlık becerilerine sahibiz. Bu nedenle bu beceri ve bilgiyi değişimin bir parçası olarak kullanmanın bizim yükümlülüğümüz olduğu görüşündeyim. Gezegeni önemsiyor ve harekete geçme gerekliliği duyuyorsanız sürdürülebilirliği uygulamalarınıza dahil ederek yardımcı olabilirsiniz.

Çevresel sürdürülebilirliğin diyetisyenler için önemli olmasının bir diğer sebebi ise gezegeni korumak kadar insanların da korunması gerektiğidir. Tanıma bakacak olursak:

“Sürdürülebilir diyetler gıda güvenliğine, şimdiki ve gelecekteki neslin sağlıklı yaşamına katkıda bulunan çevresel etkileri küçük olan diyetlerdir. Sürdürülebilir diyetler insanların kaynaklarını ve doğal kaynakları optimize eden, biyolojik çeşitliliğe ve ekosisteme saygılı, kültürel olarak kabul edilebilir, erişilebilir, ekonomik olarak uygun ve adil, beslenme açısından yeterli, güvenli ve sağlıklı diyetlerdir.’’ FAO,2010, Sürdürülebilir Diyetler ve Biyoçeşitlilik.

Bu tanım diyetisyenlerin insanlara yardım ederken insan sağlığı, gıdaların erişilebilirliği ve satın alınabilirliği, danışanlar/hastalar arasındaki kültürel farklılıklar ve en önemlisi beslenme yeterliliği gibi göz önünde bulundurdukları her şeyi içermektedir. Diyetlerin sürdürülebilir olmasını sağlayarak hem çevreyi hem de halk sağlığını korumuş oluyoruz.

Çevresel sürdürülebilirlik ve gıda üretim süreci karmaşıktır. Sürdürülebilir bir diyet yapmak gıdanın üretim şekli, nasıl taşındığı, nasıl işlendiği ve paketlendiği, son kullanıcı tarafından nasıl satın alındığı ve kullanıldığı gibi bir dizi konuyu kapsar. Sürdürülebilir bir diyet arazi kullanımı, su ve enerji kullanımını, çevre kirliliğini, üretim ve gıda atıklarını dikkate almalıdır. Sürdürülebilirlik araştırma ve politikalarına katılmak, farklı sektörlerde diyetisyenleri temsil etmek için iyi bir fırsat olabilir. Halk sağlığı alanında çalışanlar, sürdürülebilirliğin her zaman gündemin bir parçası olmasını sağlayabilir. Birinci ve ikinci basamakta çalışanlar hastaları, diğer sağlık profesyonellerini, işverenleri sürdürülebilir bir diyet uygulamaya teşvik etmeye yardımcı olabilir.

Hepimiz sürdürülebilirliği uygulamalarımıza dahil edebiliriz. Siz de uygulamanıza dahil edecek olursanız bu alanda fark yaratmanın birkaç yolu var. Verdiğimiz herhangi bir tavsiyenin çevresel etkileri göz önünde bulundurularak verilmelidir. Örneğin, protein alımını artırmayı teşvik ederken çeşitli sürdürülebilir kaynaklar önermeye dikkat etmelisiniz. ‘Eat Well Guide’ tavsiyelerini verirken bu beslenme düzeninin gezegene nasıl fayda sağladığı açıklanmalı, danışanların gıda israfını azaltmasına yardımcı olunmalı (aynı zamanda tasarruf yaptırmış olursunuz) ve ambalajlar sorumlu bir şekilde atılmalıdır.

Çevreyi korumak önemlidir ancak diyetisyenlerin birincil rolü hastaları/danışanları korumaktır. Bu nedenle sürdürülebilirlik çalışmalarına diyetetik katılım çok önemlidir. Bir problemi çözüp başka bir problem oluşturmak, örneğin et tüketimini azaltarak sera gazı emisyonunu azaltırken çocuklarda demir eksikliği anemisine neden olmak iyi bir fikir değildir. Bunu önlemek için diyetisyenler uzun vadeli beslenme yeterliliğine odaklanan çözümler oluşturmanın bir parçası olabilir. Beslenme tavsiyesi verirken hem beslenmeyi optimize etmeli hem de bunun çevresel olarak sürdürülebilir olmasını önemsemeliyiz.

Üniversiteler mevcut diyetetik öğrencileri için müfredata sürdürülebilirliği eklerken bu konuda zaten kalifiye olanlar da kendi bilgi ve tecrübelerini yansıtmalıdır.

 

Yazar: Ruth Harvey

Çevirmen: Aylin Başarır

Editör: Merve Gül Mert

Çeviri tarihi: 12 Şubat 2021

Yayın tarihi: 3 Eylül 2020

 

Kaynak: https://www.bda.uk.com/resource/why-environmental-sustainability-should-matter-to-dietitians-and-how-it-impacts-on-dietetic-practice.html

Paylaşmak Güzeldir:

İlginizi Çekebilir