Obezlerde Kişiye Özel Diyet Yaklaşım

Kişiye özel yaklaşım; o kişinin istekli olacağı ve uygulayabileceği bir plan hazırlamakla ilgilidir. Yani plan hazırlanırken o kişinin de eşit derecede bir ortak olduğu, düşüncelerine önem verildiği ve saygı duyulduğu anlamına gelmektedir. Bu, o kişi ne diyorsa onu yapalım demek değildir. Ancak, insanların tedavilerini planlarken tedavi olan kişinin isteklerini dikkate alıp ona göre hareket edilmesi anlamını taşımaktadır.

Dietetic Today medya bülteninde bir diyetisyenin, kilo yönetiminde yemek ikamesi olarak shake tüketimini önermemesiyle ilgili bir yazısını okudum. Yazı, gıda ikamelerinin genellikle kısa vadeli bir yaklaşım olan “diyetteyim düşüncesini” teşvik ettiğini, küçük ve uzun vadeli değişiklikler yapmanın daha sürdürülebilir olduğunu ancak bir planı başlatmak için iyi bir araç olabileceğinden bahsediyordu. Tabii ki söylenenlerin hepsi doğru fakat bu yazı “kişiye özel” olmayan genel tavsiyelerden oluşmaktadır.

Bu yazıyı okumak, diyetisyenlerin zayıflamak isteyen hastalarında takip ettiği iki öneriyi yeniden düşünmeme yol açtı:

  • Araştırmalar Eatwell Guide kılavuzunun sağlıklı bir diyet sürdürmenin ve kilo kaybetmenin en iyi yolu olduğunu göstermektedir.
  • Kilo kaybı için diğer diyet yaklaşımları önerilmez.

Aynı hafta bir meslektaşım, yakın zamanlarda kanser tanısı alan bir hastayla konuşmalarını anlattı. Hastada bağırsak tıkanıklığını önlemek için lif alımının azaltılması ve tedavinin herhangi bir yan etkisine dayanabileceğinden emin olmak için de kilo kaybından kaçınılması gerekiyordu. Meslektaşım da bu durumda önerilen diyeti tartışmak için beni aradı. Hasta düşük glisemik indeksli besinler ve tam tahıllara odaklı bir ketojenik diyet uyguluyordu. Bu önerilen diyete belki de olabilecek en zıt diyetti. Meslektaşım bu duruma açıkça meydan okudu. Hastasına bu durumda önerilen diyetin ne olduğunu sebepleriyle birlikte açıkladı ve sonrasında konuşmasını şöyle bitirdi: ‘’Ancak ne yapmayı seçerseniz seçin size destek olmak benim görevim.’’

İlk örnekte, kilo vermenin yollarını arayan bir hasta, çok fazla seçeneği düşündüğü için diyetisyeninden öğün ikamesi olarak bir shake önermesini isteyebilir. Sonuçta kilo vermek için beslenme tarzını değiştirmek zordur ve diyetisyenin görevi bir beslenme planına karar vermeden önce mevcut olan tüm seçenekleri değerlendirmektir. Diyetisyen hastaya kilo kaybı için önerilen tek yolun Eatwell Guide kılavuzunu uygulamak olduğunu söylerse şu riskleri göze almış olur:

  • Hasta yine de öğün ikamelerini deneyebilir.
  • Hasta görüşlerinin önemsenmediğini düşünür ve diyetisyen takip için hastanın geri dönmesini sağlayacak bir ilişki kurma şansını kaybedebilir.
  • Destek olmadan hasta kilo verebilir ancak uzun vadede kilo verme becerisi kazanamadığı için kiloları yeniden alabilir, morali bozulup motivasyon eksikliği yaşayabilir.

İkinci örnekte hasta, durumu için önerilenden çok farklı bir diyet uyguluyordu. Bu diyet onu, kanser yayılırsa bağırsak tıkanıklığı riskine sokacak bir diyetti.  Zamanla iştahsızlığa bağlı yetersiz enerji alacağından kilo verme ihtimali de artacaktı. Hastanın diyet tercihleri nedeniyle ileride tavsiye edilmesi durumunda besinlerini zenginleştirmeyi veya oral besin takviyesi almayı reddetmesi de muhtemeldi.

Bununla birlikte ilk konsültasyonda diyetisyen, hastanın tercihlerini dinledi ve doğru bulmamasına rağmen tercihlerine saygı duydu. Hastanın bilinçli bir seçim yapabilmesi için önerilen diyetin gerekçesini yargılayıcı olmayan bir yaklaşımla anlattı. Son olarak ve en önemlisi, seçiminden bağımsız olarak bu hastayı desteklemeye istekli olduğunu belirtti. Bu demektir ki:

  • Hasta görüşlerinin dinlendiğini ve saygı duyulduğunu hissetti. Diyetisyeniyle kanser tedavisi boyunca destek almasını teşvik eden bir ilişki geliştirdi.
  • Hangi diyetin neden önerildiğini düşünmesi için yeterli bilgiyi aldı.
  • Bu durumda diyetisyene ve onun verdiği tavsiyelere güvendiğinden lif tüketimini azaltmak için diyetinde bazı değişiklikler yapmayı kabul edebilir.

Leicestershire Partnership Trust – Kilo Yönetim Kliniği’nde bulunan ağır obezite hastaları çok çeşitli diyet seçenekleri arasından tercih yapabilme şansına sahiptir. Bu durum, hastanın plana uymaktan mutluluk duymasıyla birlikte yaşam tarzına uygun ve çoğu zaman takip edebileceği bir plana ulaşma şansını artırır.

Uygulamamızı kısaca özetlemek gerekirse; öncelikle Mifflin St-Jeor denklemiyle enerji gereksinimlerini hesaplıyoruz. Ardından, hastalara 600 veya 1000 kkal daha az enerji içeren bir beslenme planı veriyoruz.

Birçok hasta, bazı günlerde daha düşük kalorili bir plan uygulayıp diğer günlerde daha fazla yiyebilmek için esneklik oluşturmaya ihtiyaç duyuyor. Yine de biz geçmişte ne tür bir beslenme planının onlarda işe yaradığını ve hangi yöntemi denemek istediklerini hastalara soruyoruz. Ana ve ara öğünleri düzenli yapmalarını teşvik ediyoruz. Bazı hastalarda Eatwell Guide kılavuzunu, önerilen porsiyon boyutları hakkında rehberlik eden düzenli bir beslenme planı geliştirmek için kullanıyoruz. Hastaların ne yemek istediklerine karar vermeleri ve doğru miktarda yemeleri için planı kullanmalarını teşvik ediyoruz. Örneğin, 2500 kkal içeren bir beslenme planında ana öğün 2 protein, 3 nişastalı yiyecek ve 3 sebze veya salata porsiyonundan oluşabilir. Öğününde bolonez soslu spagetti yemeyi düşünen biri 3 porsiyon spagetti (pişmiş ağırlık 150 gram), iki porsiyon kıyma (pişmiş ağırlık 160 gram) yiyebilir.

Düşük karbonhidratlı diyetle ilgilenen hasta sayısı ise gittikçe artıyor. Bu diyet, kan şekeri kontrolü sağlanamayan tip 2 diyabetliler ve kısa etkili insülin kullanan diyabetliler için uygun olabilir. Oysa ki Eatwell Guide kılavuzu daha yüksek enerjili planlar için büyük miktarda nişastalı besinler tüketmeyi tavsiye ediyor (günlük 2500 kkal için 11 porsiyon, 1 porsiyon = 80 kkal). Tecrübelerimize göre, hastalar bu miktarları tüketmekte zorlanıyor. Nişastalı yiyeceklerin azaltıldığı ve protein porsiyonlarının artırıldığı modifiye edilmiş bir yaklaşım genellikle daha iyi uygulanıyor. 2500 kcal örneğini kullanacak olursak bu durumda, günlük nişastalı yiyecek porsiyonu 11’den 7’ye düşürülüp protein porsiyonu (1 porsiyon 140 kkal) 4’ten 6’ya çıkarılabilir. Diğer besin grupları ise Eatwell Guide kılavuzunun önerdiği gibi kalabilir. Çok daha düşük karbonhidratlı bir diyeti uygulamak isteyenler için ise karbonhidrat porsiyonlarını günde 3’e düşürüyoruz (yani düşük karbonhidrat diyetinin tanımındaki gibi yaklaşık 130 gram karbonhidrat veriyoruz).

Enerji ihtiyacını diyet listesine çevirme yaklaşımını bazı hastaların uygulaması zor olabilir. Bu sebeple, gereksinimi 1800 kkal’den az olup başarılı bir şekilde düşük karbonhidratlı diyet uygulayanlar için basit bir yaklaşım geliştirdik. Bu yaklaşım, hastanın günlük olarak 4-6*250 kkal değerinde ana öğün seçimi ve 1-3*100 kkal değerinde ise ara öğün seçimi yapmasından oluşuyor.

Bazı insanlar öğün ikamesi olarak shakelerle de ilgileniyor. Çoğu insan, kahvaltı ve öğle yemekleri yerine shake kullanıp akşam sağlıklı bir öğün tüketme yaklaşımına aşinadır. Tecrübelerimize göre bu uygulamayı takip eden insanlar ‘’Bütün gün bir şey yemedim, bu yüzden akşam istediğim kadar yiyebilirim.’’ düşüncesiyle gün geçtikçe daha fazla yemek yiyip akşam yemeğini en çok kalori içeren öğün haline getiriyor.

Bununla birlikte, shakeler bazı durumlarda kullanışlı olabilir:

  • Kahvaltı ve öğle yemeği alışkanlığı olmayan hastalara düzenli öğün alışkanlığı kazandırabilir.
  • Haftada 2 ya da 3 kez bir akşam yemeği yerine shake tüketilebilir.

Yatmadan önce açlık hissetmemek için shake ile yapılan akşam öğününden 2-3 saat sonra sağlıklı bir ara öğün uygulanabilir. Bu yaklaşım, hafta boyunca alınan toplam kaloriyi azaltmak için kullanılabilir. Üstelik her şekilde haftada 14 öğün yerine kullanılmasından daha iyidir.

Bazı insanlar, aralıklı açlık (aralıklı oruç) yaklaşımıyla da ilgileniyor. Bu yöntem, hafta sonları daha çok almalarına fırsat vermek için hafta içi daha az kalori almalarını sağlayan yukarıdaki öğün ikamesi yaklaşımının değiştirilmiş bir versiyonu gibi düşünülebilir. Aralıklı açlık modeli çok yoğun iş temposu olan insanlar için uygun olabilir.

Az sayıda insan ise düşük kalorili sıvı bir diyetle ilgileniyor. Bu tip bir diyette, Direct (Diabetes Remission Clinical Trial) çalışmasında kullanılana benzer şekilde ekstra sebzelerle birlikte günde 4 kere shake vermeye dayalı 1000 kalorilik bir diyet veriyoruz. Fakat çoğu hasta bu planı uygulamakta oldukça zorluk çekti. Bununla birlikte, şiddetli insülin direncine sahip az sayıda hastanın günde 1000 kalori alarak bile kilo veremediğini göstermesi açısından faydalı oldu. Bu hastalar için ise bariatrik cerrahi konusu düşünülmeye başlandı.

Özetle, hasta ‘’Kilo vermek için karbonhidratı kesebilir miyim/shake kullanabilir miyim?’’ sorusuna cevap şu olabilir: ‘’Bunu sizin için nasıl yapabileceğimize bir bakalım.’’

 

Yazar: Jane Calow

 

Çeviri tarihi: 16.01.2021

Çevirmen: Aylin Başarır

Editör: Kurtuluş Öztürk

Kaynak: BDA 

Paylaşmak Güzeldir:

İlginizi Çekebilir